Kalktım, yüzümü yıkamaya giriştim ama o kadar şiş ve yağlanmış ki, suduklarım da boğazıma kadar akmış muhtemelen, uçuklamış dudağımla "ıyyy" diye bir ses çıkararak aynadaki yansımama ondan iğrendiğimi belirttim.
Kahvaltı delisi bir insan olmama rağmen nedense artık çabucak doyduğumu hissediyorum ve ondan sonra da gün içinde bin defa acıkıyorum. Bu, gelecek günlerde ufak bi balinaya dönüşeceğimin göstergesi olsa da "can boğazdan gelir" sözünü eden atalarımıza güveniyorum. Zaten nedense hep işime gelen zamanlarda işime gelen laflar edenlere güveniyorum. Tam bir "insan"ım değil mi? ehe
Kahvaltıdan sonra televizyona bön bön bakarak geçen bir ki saatin ardından yukarıdan gelen matkap sesiyle oturduğum yerde bir kere zıpladım. Bi de birden başlıyor ya, çok sinir bozucu. En nefret ettiğim şeylerden biridir ki şu anda bilgisayar kucağımda, ayaklarımı uzatmış bir şekilde yazarken suratım ne halde olduğunu öğrenmek için adı şu anda aklıma gelmiyor ama bi komedyen vardı ya hani filmlerinde ağzını burnunu yamulturdu, alt dudağı sola giderken üst dudağı sağa kayardı (jim carrey değil) onun bi fotoğrafına bakmanız yeterli.
Ayrıca şu an Derya Baykal'ın programında yapılan tatlıyı görmenizi isterdim. Bildiğin bok görünümlü, üzerindeki ceviz mi fındık mı ne onlar da kabız olunmuş hissi veriyor. Nimete laf edilmez ama televizyon ekranlarında harika diye sunulan şeylerin bir çoğunun uydurma olduğunu gözümüze soktu sağ olsun. İnsan bi şekil verir be hiç olmazsa. Bizim evde mutfakta görsem bu tatlıyı, kediye kızarım "ulan mutfağa mı yaptın" diye.

2 yorum:
rüyanıda anlatsaymışsın keşke :D
o da başka bi posta =P
Yorum Gönder